Geleneksel zanaatlar, tarih boyunca kültürel kimliğimizin en önemli parçalarından biri olmuştur. Bu bağlamda, dede yadigarı bir mesleği 60 yıldır büyük bir ustalıkla sürdüren son zanaatkar, günümüzde epitomize ettiği derin bağ ve sorumluluk ile dikkat çekiyor. Bölgenin yerel halkı tarafından "son usta" olarak adlandırılan Mehmet Usta, hem geçmişin izlerini taşırken hem de geleceğe bu mirası taşıma konusunda benzeri görülmemiş bir kararlılık gösteriyor.
Mehmet Usta, henüz çocuk yaşta dede tarafından kendisine öğretilen bu zanaatı, yarım asrı aşkın süredir büyük bir titizlikle sürdürmekte. Dedesinin iş yerine ilk adımını attığında daha sadece sekiz yaşındaydı. O günden bugüne kadar birçok değişime tanıklık eden Mehmet Usta, bu mesleği sürdürürken aynı zamanda dede yadigarı olan tüm teknikleri de yaşatmaya çalışıyor. "Bu iş bir aşk, bir tutku," diyor Usta, yüzündeki gülümseme ile. "Dedenizden öğrendikleriniz sizden sonraki nesillere aktarılmalı. Aksi halde kültürümüz yavaş yavaş yok oluyor."
Mehmet Usta'nın atölyesi, yılların biriken değerleriyle dolup taşıyor. El yapımı ürünlerin olduğu raflar, geçmişin izlerini taşırken; Usta'nın bileğinde sarışın bir ip, ustalığının ne kadar köklü olduğunun göstergesi. Bir gün bile mesleğini bırakmayı düşünmediğini belirten Usta, "Ben bu işe sadece para kazanmak için başlamadım. Burada geçen her an, benim için bir öğretmendir," söylüyor.
Geleneksel zanaatlar, yalnızca ekonomik bir değer taşımaktan çok daha fazlasını ifade eder. İnsanın kimliğini, kültürel mirasını ve toplumsal bağlarını güçlendirir. Ancak, günümüz modernleşen dünyasında bu tür mesleklerin giderek azalması, tüm toplumu tehdit eden bir mesele haline geliyor. Mehmet Usta, bu konudaki düşüncelerini de dile getiriyor: "Genç nesiller bu işlere ilgi göstermiyor. Elektronik ve sanayi devrimiyle birlikte nostaljik zanaatlar bir kenara itilmiş durumda. Ama zanaat sadece el emeği değil; aynı zamanda bir duygudur. O yüzden bunu yaşatmak için çaba sarf etmeliyiz.".
Mehmet Usta'nın hikayesi, yeni nesillere ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Eğitim kurumları ile işbirliği yaparak gençlere bu sanatı öğretme konusunda çalışmalara başladığını ifade eden Usta, "Eğer bu syn ve duygu aktarılmıyorsa, gelecekte bu mesleklerin kaybolacağını biliyorum," sözleriyle endişesini dile getiriyor. Usta'nın kullandığı malzeme, teknik ve işçilik, sadece yerel değil, ulusal planda da dikkat çekerek, kendisini tanıtarak, bu zanaatın prestijini artırma çabası içerisinde. Bu bağlamda, bölgedeki sanat festivallerinde aktif rol almakta ve kendi eserlerini sergilemektedir.
Sonuç olarak, Mehmet Usta'nın çalışmaları ve özverisi, yüzyıllardır süregelen bir mirası geleceğe taşırken, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık yaratmak için de büyük bir emek veriyor. "Dede yadigarı işimi sürdürmek benim için bir görev. Bu mirası korumak ve yaşatmak hepimizin sorumluluğu," diyor Mehmet Usta. Onun hikayesi, sadece bir zanaatkarın değil, aynı zamanda bir kültür önderinin hikayesidir. Bu geleneksel mesleğin son ustası, yaptığı işin önemi ve etkisi ile adını unutulmazlar arasına yazdırıyor ve tarih boyunca unutulmaz bir iz bırakmayı sürdürüyor.